Acı Kayıp – GRIS

Selamlar! Nasılsınız, afiyette misiniz? Oddmar yazısının üstüne arayı daha fazla soğutmamak adına sizler için yeni bir oyun avladım. GRIS’i, indirim döneminde görmüş ve görselliğinin cazibesine kapılıp hiç düşünmeden “sus ve paramı al” demiştim. İyi ki de demişim zira GRIS beni tam anlamıyla tatmin eden bir oyun oldu. Neyse, lafı yine gereksiz uzattım hadi incelemeye geçelim!

 

GRIS’in Sanatsal Yanı

GRIS hakkında konuşmaya öncelikle sanatsal yanından başlamak istedim çünkü GRIS uzun zamandır bir oyunda aradığım çoğu sanatsal elementi harika bir şekilde bir potada eriterek hem görsel hem de işitsel tatminimi arşa çıkarmış bir oyun oldu. Çizimlerinin üzerinde çok fazla uğraşıldığı, her bölümün titizlikle yapıldığı çok belli. Gönül isterdi ki bu sayfayı sadece ekran görüntüleri ve ses kayıtları ile doldurayım da ne demek istediğimi çok daha iyi anlayın ancak onun yerine sizlere bu şöleni kelimelerle tarif etmeye çalışacağım. Bahsettiğim gibi oyun ustaca çizilmiş görselleri, harika hazırlanmış atmosferi ile size yansıtmak istediği atmosferi sonuna kadar hisettiriyor. Ancak bu durumun kötü bir yan etkisi olarak bir noktadan sonra ekran görüntüsü alma tuşunuz bozulabilir, uyarmadı demeyin. Şakayı bir kenara bırakırsak GRIS’in görselliğinin çok büyük olmasa da bir eksisi de oluyor oynanış açısından. Çünkü çok fazla görsel öge var, hepsi ustaca ve gayet güzel çizilmişler çok hoş ancak oyun bazen yakın çekim olan kamera açısını uzak ve geniş olacak şekilde küçültüyor etrafı görebilmek adına ancak o zaman da karakterimiz o kadar küçük kalıyor ki nerede olduğunuzu, ne yaptığınızı göremediğiniz bir an durum oluyor.

Oyunun seslerine gelecek olursak oyunun müzikleri oyunun görselliği kadar üzerinde durulmuş apayrı bir etmen olarak karşımıza çıkıyor. Ya müzikler çok güzel olduğu için çok hissetmedim ya da o kadar ustalıkla ve çok sayıda müzik ve ses eklenmiş ki sanki bir duyduğum güzel şarkıyı bir daha başka yerde duymadım. Çünkü siz ilerledikçe müzik de bulunduğunuz ortama göre yavaş ancak etkili bir biçimde alttan alttan değişmeye başlıyor ve böylelikle kulaklarınız her daim taze kalıyor.

 

Oynanış ve mekanikler

GRIS, sadece görsel ve işitsel anlamda iyi bir oyun olmakla kalmıyor ve aynı zamanda oynanışı, bölüm tasarımı, mekanikleri ile de rüştünü ispatlıyor. Öncelikle şundan bahsetmeliyim, oyunda neredeyse hiçbir şekilde oyuncuya görsel veya işitsel bir uyarı veya yönlendirme yapılmıyor. Oyuna başladığınız andan itibaren kontroller dahil size oyun ne yapmanız, nereye gitmeniz gerektiğini söylemiyor. Oyunun size bir şeyleri gösterdiği tek nokta yeni güçlerinizi elde ettiğiniz zamanlar ki o zamanlarda da sadece o gücü hangi tuşla kullanacağınızı söylüyor. Başlangıçta bu biraz zor olabilir, çünkü nereye gideceğinizi bilmeden neyi nasıl yapacağınızı bilmeden oynamak fikri size itici gelebilir ancak GRIS’de alıştıktan sonra neredeyse hiç zorlanmıyorsunuz. Değinmem gereken farklı bir konu da, oyun fazlasıyla “rahat” bir oyun. Şöyle ki oyunda ölmek, zaman kısıtlamaları veya herhangi bir tehlike yok. Durum böyle olunca rahat rahat, ölme derdi olmadan, bir yere yetişmeden oyunu çözmek için vaktiniz oluyor.

Bunun dışında GRIS’in bulmacaları tam anlamıyla muazzam ve çok hoşuma gitti. Bazen o kadar ince bazen de o kadar basit düşünmelisiniz ki o bulmaca kısmını çözebilin. Ayrıca bu bulmacalar size bulmaca olduklarını hissettirmiyorlar, ilerlemek için yapmanız gereken çok doğal bir eylem gibi karşınıza çıkıyorlar. Özel güçlerinizin çevreye etkisi, uyumu, bulmacaları çözmekteki inceliği çok güzel detaylar olarak karşımıza çıkıyor. Öyle ki bir yerde (küçük bir spoiler veya yardım olsun hadi) ışığı yakmak için yerdeki bitkileri havaya kaldırmanız lazım ki harekete duyarlı ışık yansın ve siz de devam edin. Oyundaki bulmacalar çevrenizle uyumlu, bir şeyin çözümü sürekli etrafınızda tam gözünüzün önünde olabilir. Durum böyle olunca tüm oyun bulmaca parçalarından oluşuyor diyebilirim. GRIS, klavye tuşları ile gayet rahat oynayabileceğiniz bir oyun gamepad desteği de var o yüzden istediğiniz şekilde rahat bir oynanışa sahip olabilirsiniz.

Hikaye ve kapanış

Oynanış kısmında da bahsettiğim gibi, oyunda neredeyse hiçbir şekilde görsel veya işitsel uyarı ve yönlendirme yapılmıyor. Bu durum doğal olarak da oyunun hikaye anlatımına da yansıyor. Oyunun başında GRIS’i bir heykelin elinde yatarken görüyoruz ve o heykelin parçalanmasıyla beraber GRIS siyah beyaz bir dünyaya düşüyor ve oyunda ilerledikçe çeşitli renkleri açarak dünyamıza renk katıyoruz. Bu anlatımı çok kısa ara sahnelerle yapan oyun size hikayeyi çok güzel bir şekilde anlatıyor. Ancak tabii ki tüm olay renksiz bir dünyayı renklendirmek değil, hikaye konusunda GRIS çok daha derin bir oyun. Oyunun bize anlatmak istediği şey renksiz bir dünyadan çok daha fazlası. Ne olduğundan bahsetmeyeyim siz en iyisi kendiniz oynayın ve oyunun size ne anlatmak istediğinizi kendiniz çözün, çünkü herkesin ruhuna farklı bir şekilde dokunabilecek bir oyun.

Etkileyici hikaye anlatım tekniği, görsel ve işitsel ögelerin ustaca kullanımı, bölüm ve oyun tasarımının güzel düşünülmüş yapısı göz önüne alındığında GRIS her oyun severin edinmesi gereken bir oyun. GRIS’in platformer türünün başarılı bir örneği olduğunu söylemek sanırım yanlış olmayacaktır. Arada sırada karakterinizin görsellik içinde kaybolması veya bazen nereye gitmeniz ve ne yapacağınızı bilememeniz dışında genel olarak bir kusur göremediğim bir oyun oldu. Eğer rahat rahat, hızlıca bitirmeye çalışmazsanız 5 saate kadar bir oynanış sunuyor. Çok uzun değil ancak eğer kaliteli geçirmek istediğiniz bir 5 saat varsa GRIS size bu konuda tamamen yardımcı olacaktır.

 

Künye

Çıkış tarihi: 13 Aralık 2018

Geliştirici: Nomade Studio

Yayıncı: Devolver Digital

Tür: Platformer

Platformlar: Nintendo Switch, Windows, MacOS

 

 

8.3

Hikaye

7.0/10

Grafik

9.0/10

Müzik

9.0/10

Oynanış

8.0/10

Artıları

  • Etkileyici sanatsal tasarımı
  • Bulmacalar

Eksileri

  • Karakter odağı arada sırada kayboluyor

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: